23 Ekim 2014

Dart Ödülü Almışım Heyyoooo :)

Dart Ödülü nedir necidir hiç bilmiyorum ama çok mutlu oldum..
Sevgili Burcu Aydın ve 2 Çocuklu Hayat teşekkür ediyorum ödül için. 

Ama bu ödülü almanın bazı kuralları var.
1-Ödülün fotoğrafını yayınlamak
2-Size ödül veren blogun bağlantısını eklemek
3-15 bloga ödülü dağıtmak


eeee o zaman hadi ödülleri dağıtalım :)
Ben de bu ödülü 15 arkadaşıma veriyorum..

21 Ekim 2014

Tavşan hanımmm

Merhaba blogcumm...
Bugün geçen hafta yazdığım ruh halime nazaran daha iyiyim demek isterdim ama cumartesi günü Kayınbiraderimin bıçaklanıp darp edilmesi sorucu ruh halim korkulu... Ev haklının ise endişesi bana yöneldi. Duymuyor napacağız falan. Dikkat et çantanı almaya kalkarlarsa bırak alsınlar sana bişey olmasın da dediler.. Ben de işe gelirken bildiğim tüm duaları okudum daha okusaydım hafız olurdum kesin..
Neyse yine negatif enerji yaymayacağım..
O Bir Anne'nin düzenlediği etkinlikte eşleştiğim Burcu Aydın için tavşan ördüm.. Ben çok sevdim ama çok şeker oldu. Umarım kendi de beğenir ve sever. Hediyem bununla sınırlı değil tabiki.
 
Ne dersiniz? olmuş mu? beğenir mi arkadaşımız? fikirleri alayım :)

Sevgiler...

17 Ekim 2014

işitme engelli olmanın zorlukları üzerine...

Selam dostlarım..
Blogumla ilgilenmiyorum farkındayım kötü bloggerim ben :) ama napayım yazacak bişey bulamıyorum beynim error vermiş durumda. Artık hayattan bezmiş durumdayım hiçbirşey yapasım gelmiyor.

Eloş 27 aylık oldu. Aşırı derecede Babaya düşkün. Ben olmasam beni aramaz o derecede.(kıskandığımı çok belli ediyorum) :)
Yokluğumu kimse farketmemiştir zaten...
İçimdeki fırtınayı dindirmek  istedim içimi dökmek istedim yine.

Eloş'u duyamamak sanki bana verilmiş en büyük ceza gibi. Eloş beni çağırıyor duymuyorum bakmıyorum mesela o da gelip elimi tutarak istediğini göstermeye çalışıyor. Baba, Babaanne, Dede ve Amca ile olan sohbetlerini çok kıskanıyorum. Ben öyle sohbet edemiyorum çünkü. Bişey dediği zaman '' ne diyor?'' diye soruyorum yanımda kim varsa.

Uyku vaktinde Babaannesi ile sohbet edrek uyuyor. Karanlıkta. Babaanne çok yorgun ve uykusuzsa iş babaya devrediliyor. Ben de yapmak istiyorum ama karanlıkta hiç kimseyi anlama kabiliyetim yok. O yüzden babaanne ile uyuyor. Kendimi kötü anne hissediyorum. Annelik yapamayan anne. Çevremde olan insanları kıskanıyorum hem de çok. Duyamamak sanki uzaydan gelmişsin gibi sana bakılmalar, Zaten anlamaz duymaz düşüncesiyle hakkında konuşulmalar ( arada anlıyorum hakkımda konuşulanları ama çaktırmıyorum) yalnızlık hissi gece ağlamalar... bunlar uzar gider.

Duymuyorsun arkadaş çevren yok.. Kayınvalidem komşu oturmasına gider mesela. Ben gitmem. Koca koca annem yaşında kadınlar kendi aralarında dedikodu yapıyorlar ben bi köşeye süs misali oturuyorum. Eve gelince ağlayasım geliyor. Neden böyleyim ben? Hayata küsmüş durumdayım. Eloş olsa da herşey üstüme üstüme geliyor sanki. Dışardan bakıldığında dertsiz tasasız vurdumdıymaz biri gibi görünebilirim. Ama aslında öyle değilim.. Herşeyi kafaya takıyorum. Nedenler devamlı uzayıp gidiyor iç dünyamla çelişki halindeyim. Küçüklüğüm geliyor aklıma.. Küçükken de kendi iç dünyamla savaş halindeydim. Çevremde herkes sağlam neden ben duymuyorum? neden...

içimdeki kaosu susturabilmek için Amigurumi oyuncak örüp çarpı işi (kanaviçe) işliyorum arada. Yoksa o kaos beni uçurumun kenarına doğru götürüyor. Annesin ne güzel Eloş'un var demeyin.. Eloş bensiz de yapar. Benim yokluğumu aramıyor bile. 27 aylık olmasına rağmen sen git baba gelsin diyor. Hep kovuyor beni.. Hiç kimsenin olmadığı bir yere gitmek istiyorum artık. Yanımda kimse olmasın mümkünse..

Ama sonra... Yürüyorsun, Konuşuyorsun, Görüyorsun demeyin... Onlar da zordur eminim. Her engelin bir zorluğu vardır. Ama bir annenin çocuğunu duyamaması kadar acı verici birşey yoktur eminim.. Çocuğumun güzel olduğunu görüyorum ama sesi??? sesi güzel mi acaba? çok mu tatlı konuşuyor?? Bir kişi demişti bana '' aynı civciv gibi çok tatlı konuşuyor senin kızın'' gerçekten mi? diyebildim sadece.. Başka bişey demedim.. Evet öyledir de diyemedim.. Bilmiyordum çünkü nasıl konuşuyor kelimeler ağzından nasıl dökülüyor??? kısaca '' anne'' demesini anlayabiliyorum '' annecim '' dediğini de.. ''babacım yüffen'' dediğini de.. daha fazlasını anlayamıyorum.. Süt istiyor su veriyorum su istiyor süt veriyorum.. Evde kızımla baş başa kalsam ne olacak acaba?? onu düşünmek istemiyorum işte...

Çok uzattım biliyorum burda keseceğim. İç dünyamla savaşmaya da devam edeceğim. Üviversite yıllarımdaki gibi kötüleşip canıma kıyma olayını tekrar yaşamak istemiyorum.. Artık ben de ''NORMAL'' olmak istiyorum.. İş yerime gelenleri '' ben duymuyorum şuraya sorun'' demekten nefret ediyorum.. Kendimden nefret ediyorum...

Çevrenizde eğer varsa lüften uzaydan gelmiş gibi bakmayın bizlere.. Çok gücümüze gidiyor.. Biraz ''EMPATİ'' yapalım lütfen....
Mutlu haftasonları şimdiden...

24 Eylül 2014

Davetsiz Misafir


Selam blogcummmm
İlk defa bir sipariş aldım onun da tarifini bulamadım üç kafadar bir araya gelip whatsapptan yazışarak doğaçladık bu davetsiz misafir kapluşu :)
Ben çok sevdim hatta gönderesim bile yok.  
Neden bunu istediğini sorduğumda dedi ki Zeliş '' Hüseyin(Sevgilisi) bana hep tosba diyor. bir kaplumbağa resmi gönderdi aklıma sen geldin'' dedi. Ben de yaptım.
Zamane gençleri ne biçim lakap takıyor manitalara ayoll :)

Uzun lafın kısası ilk siparişim ve ilk doğaçlamam nasıl olmuşş
becermiş miyim? geçer not almış mıyım :)



sevgilerrr...

18 Eylül 2014

Harun Ali'nin Pengueni

Yağmurlu bir İstanbul sabahından günaydınlar blogcum..
Bendeniz Sertifika ve atama, istifa, toplu onaylarla boğuşuyorum. Şu an DYS arıza verdi bloğa ne zamandır koymadığım Paytak Pengueni koyayım dedim :)
Biteli baya oluyor anca koydum. Harun Ali annesinin karnındayken annesine sözüm vardı amigurumi oyuncak için. Harun Ali şimdi 3.5 aylık oldu oyuncak hala bende. Napayım teeee Beylikdüzüne gitmeselermiş :) Şaka bir yana gitmeye fırsat olmadı.
Ben çok sevdim bu paytağı. Ela da çok sevmiş olacak ki sırtıma vura vura ''Anne bana daaa bana daaa'' dedi gün boyu. Şart oldu Ela'ya da örülecek :)


Musmutlu günler...
İşi olmayan gelsin bana yardım etsin :) :)

08 Eylül 2014

yeni hobim: KANAVİÇE

Günaydın dostlarım...
Bugün Pazartesi ve İstanbul'a yağmur yağıyor. Eşim getirdi iş yerime. Erken gelmişim hala kimse gelmedi. İş yapacağıma bir post yazayım dedim...
Efenim.. Benim 5 yıldır tanıdığım Üniversitede ev arkadaşım olan tek samimi dostum Merve Mayısta evlenecek.. Ben de ona çeyiz hazırlıyorum el emeğim olsun dedim hediye amaçlı. Ne yapsam ne etsem derken aklıma çarpı işi kanaviçe geldi. Etamin kumaşım yoktu benim. Köye gittiğimde yengem verdi. Ama o da yeşil :( neyse olsun bakalım..
İlk denemem bu. Siyah çerçeve almayı düşünüyorum ya da yaptırmayı. Kendisi çok beğendi ya dünyalar benim oldu :) 
Sizin yorumunuzu alayım nasıl olmuş ilk denemem?

Sendromsuz pazartesi dilerimmm...
Ben işimin başına döbnerim.. Çok yoğun yaa.. Özel okuldaki öğretmenler devamlı istifa edip atanıyor. Özel Kurslar da çabası. heee unutmadan Şube Müdürümüz değişti bu beni övmüş.. Eski Şube Müdürü gibi küçümsememiş. Benden mutlusu yokk :)
herkese öpücükler.

27 Ağustos 2014

fikir lütfennn :(

Biliyorsunuz saçlarımı daha önce kestirmiştim. Önü uzun arkası kısa modelden. Ama ben uzun önlerle anlaşamıyorum.
bu model nasıl? yakışır mı bana?
saçlarım dalgalı. Hiç bir şey yapmamış hali aşağıdaki gibi.
Napsam ben? kessem mi kesmesem mi? keçilerim geldi çünkü :)

25 Ağustos 2014

ben geldimmmm :)

Selam blogcum nasılsın.. :) Bende iyiyim. 1 ay sonra işe dönmenin verdiği uyuşukluk var üzerimde. Sertifikalarla aşk yaşamaktayım şu an. ben ona o bana bakıyooo <3 :D

Neyse... Tatil dediğin su gibi geçer zaten normal günler pek geçmez.
uzun lafın kısası benim maceralarımı okumak istermisiniz ? :)
25 Temmuz cuma günü iftardan sonra yola çıktık İstanbul'dan saat 22 sularıydı. Allah'ım köprüye geldik saat 23 gibiydi. köprü sıkış sıkış ben de yorulmuştum gü içinde. Ela dauyumuştu bende uyuyum dedim gözümü açtım sabah olmuş camdan baktım denizi görebiliyorum. Kayınvalideme sordum '' Anne nerdeyiz? '' İzmit'te dedi. saate baktım sabahın 7si. yahu bu saatte Kırşehirden geçiyor olmamız lazımdı dedim. Anacım hiç görmedim böyle trafik. Kayseri'ye 26 Tammuz Cumartesi iftara 15 dk kala gelebildik. taaaa Ankara'ya kadar kaplumbağa hızında geldik :)

Bayram 1 gün.
Düşünüyorum da ben bayramın 1 günü ne yaptım? sabah temizlik yapıp duşa girdim amcamın kızı vardı evde annemler cenaze yemeğine gitmişlerdi.. Misafir gelmiş babamın kuzeni. Amcamın kızını ben sanmışlar. Oysa ki pek benzemeyiz kendisiyle.
Ela süt banyosu yaptı.. Annem sabah inekleri sağıp sütü pişirip yere koymuş. ılısın diye. Yoğurt yapacakmış güya. Ela'da mutfak balkonundan inekleere bakıp içeri girerken hopppp süte düştü. Allahtan süt ılımış yakmadı çocuğumu :)
Yengemden (aynı zamanda kuzenim oluyor. Amcamın çocuklar kuzenimin çocukları oluyo. kafanız karıştı dimi :) Kuzenim amcamla evli :) ) bolll bolll laf yedim. etek kısa altın görünüyo yaka açık şu kısa böğğğ geldi yahu :) oysa ki abarttığı kadar değildi.
Geri kalanda ben gezdim halamlar, dayımlar falan..

Bayram 2 gün..
Yahu bula bula bayramı bulmuşlar bizim köylüler. Hangisinin düğününe-Nişanına gideceğimi bilemedim beynim sulandı. Önce babamın kyzen çocuğununkine gittim 20dk kadar durdum benim sağdıcım olan arkadaşımın nişanına gittim. İyi ki de gitmişim. Dersane arkadaşlarımı gördüm çünkü.
Akşam olunca valiz hazırladım.

Bayram 3 gün...
Ordu'ya yolculuk yaptık. Kayınpederim kestirme yoldan gidelim yakın olsun diye Niksar'dan sonra bolll virajlı toprak yoldan gitmeye başladı. O esnada Ela yemek yemişti. Birden huysuzlanmaya kedi gibi bana sokulmaya başladı. Sonra benim üstüme başıma kustu. Kızımm naptın dedim. Ne dese beğenirsiniz. 2 yaşına yeni girmiş cüce '' Anne sen kendine bak'' dedi :) bavulumdan kıyafet alıp bahçe içinde üzerimi değiştim :D

Sonrası..
Eşimin amcaoğlunun oğlunun sünnet düğünü vardı. Anne ve babasını ilk kez yan yana gören sünnet çocuğunun mutluluğu göz yaşartan cinstendi.. Annesi hamileyken baba evine kaçmış. Sebebi ise kayınvalide gaddarlığı. Gerçi bir gelin baba evine kaçtıktan 2 hafta sonra diğer gelin kaçarak gelmiş Allahım aklım almıyor..

sonrasında da fındık topladık. Ben evde Ela'ya baktım. Fındık bitti gezdik. Üniversite arkadaşımla buluştum falan filan işte. Güzeldi.
Tekrar Kayseri'ye döndüm. 1 Hafta da Kayseri'de köydeydim.
Uzun lafın kısası.. Cici bici şeker şerbet bir yaz tatili daha bitti...

haaa biz evde değilken Kayınço ve bizde kalan polis amca oğlum zehirlenmişler. Aman evde bekar erkek bırakacaksanız azcık mamalar bırakın ısıtıp ısıtıp yesinler :)

sevgiler..