10 Eylül 2018

Selam....

Selam blogcum, en son 29 Martta uğramışım sana.. Merak eden, yorum yazan çok arkadaşlarım olmuş sağ olsunlar. Öncelikle 27 Temmuzda izne ayrıldım 1 ay hem eşimin, hem de kendi memleketimde bulundum. Sonra işe başladım 4 gün çalışıp yeniden izne ayrıldım bu kez çekirdek aile Antalya'da tatil yaptık.
Bugün itibarıyla; Ela ilkokula ben de işe başladım.. Yoğun bir dönem bizi bekliyor...
Hayatın boyunca mutlu ol kızım. Okul başarın hiç önemli değil, yeter ki sen hep mutlu ol...


29 Mart 2018

Gözlük

Ben küçükken gözlüklü insanlara çok imrenirdim. Çok havalı gelirlerdi. 11 yaşımdayken, yalandan göremiyorum diye ağlayıp, göz doktoruna gidip; doktorun gözünde bir şey yok diye gönderince, ama ben göremiyorum doktor amca diye ağlayıp, 0.25 numara gözlük vermesine dayanır benim gözlük mazim :)

Ne yapayım ben koç burcuyum, inadım inattır istediğim olana kadar ağlar, zırlardım çocukken :)

Sonra, Memur olunca işim gereği uzun süre bilgisayara baktığım için gözlerim kararıyor, başım ağrıyordu. Yine gittim doktora. Sorun yok ancak önlem amaçlı koruyucu gözlük verelim sana dedi. Olur dedim aldım gözlüğü. Pek taktım mı? Hayır. Çünkü çocukluğumdaki gibi ilgimi çekmiyordu artık optik gözlükler.

Son birkaç aydır uzağı bulanık görüyor, insanların yüzünü seçemiyordum. Mesai arkadaşlarım iki adım ötemden bir şey söylese dudağını okuyamıyordum. Dur sen ben oraya geleyim anlamıyorum diyor, yanına gidiyordum. Evde de durum aynıydı. Sonra eşim benden habersiz göz doktorundan randevu almış. Ben ne gereği vardı ya, uzun süre bilgisayara bakmaktandır diyordum çünkü. Gittim doktora. Nur topu gibi miyop başlangıcındaymışım. Devamlı kullanmalısın, öyle çalışırken olmaz ilerleyebilir dedi. Vallahi az kalsın ağlayacaktım. Çünkü benim gözlerim aynı zamanda benim kulağım..


Havuç'un amca kızı modeli, yuvarlak ve kırmızı çerçeveli gözlüğümle ne kadar mutluyum belli dimi :)
Ela dedi ki; çıkar onu çabuk. Yanaklarını kapatmış, ben nasıl yanaklarını sıkacağım. Çocuk haklı bence de nasıl sıkacak? Evde takmıyorum o yüzden :)

Heee bir deee, 1 Nisan benim doğum günüm. Kendime doğum günü hediyesi olarak, Rayban Round modeli güneş gözlüğü almak istiyordum. Neye niyet neye kısmet. Yattı benim güneş gözlüğü, ona ağlarım :D

14 Mart 2018

Ponçik Hırka

Selam, yine uzun bir aradan sonra geldim. Ne iyi ettim de geldim dimi :)
Ocak'ın son günlerinde yazmışım en son. Zaten sadık değilim bloguma, olsun o kadar.
Annem ve babam gelmişti, gittiler. Annem sonra kalbinden ameliyat oldu ve ben gidemedim. Uzakta olmanın verdiği hüzün, işe yaramamazlık beni fazlasıyla yıprattı. Her ne kadar annem ben iyiyim dese de ben üzülüyorum. Çok şükür ki; annem gerçekten iyi..
Neyse.. Ne diyorduk?
Hani şu meşhur ponçik kollu hırkalar var ya, hah işte ondan ben de ördüm. Ama baya ince iple ördüm ki kaba durmasın. Neyim eksik ayol?

Pazartesi günü işe gelirken giydim. Moda blogiri değilim ki süslenip püslenip geleyim? En paspal halimle geldim,  hırkamın havası yeter ayol :)
Bu hırkanın yapımı çok olaylıydı. Ama ben yılmadım devam ettim. Birincisi, başka bir renk almıştım, rengini çok beğenmiştim. Tarçın rengi gibi bir şeydi.Başladım ip yarım kaldı. Tuhafiyeci kadın devamı gelecek demişti. Bekledim bekledim gelmedi. Başka yerlere de baktım yoktu. Gittim bu rengi aldım sonra. Bitirdim, diktim küçük oldu. Söktüm tekrar yaptım anca bu kadar oldu :) Ama ben çok sevdim. Ne kadar çok istiyorsam artık, sökmelerle, dikmelerle 1 ayda bitirdim. Tarçın rengi yaptığımı söküp Ela'ya göre yapacağım. Büyük yapayım seneye kadar boyu spagetti makarnaya ulaşır. Yaz geliyor ben onu bitirene kadar tişörtlere geçmiş oluyor ya hu :)

26 Ocak 2018

Ses Vereyim İstedim..

Selam...
Ayda bir kere uğruyor oldum bloguma..
Ama ne yapayım, yazacak bir şey olmayınca. 
Geçen cuma karne aldı çocuklar, biz de aldık gelişim raporumuzu.
Sonra ben işe, Ela babasıyla eve gitti.
İş çıkışımda geldiler yanıma, ailecek ilk sinemamıza gittik, Coco'ya

Yarısında çıktık çünkü Ela sevmedi. 
Yemek yedik sonra, biraz dolaştık AVM'yi.
O da ne? AVM içinde bir kedi.
Durur muyuz biz? Hemen başladık sevmeye.
Ela ilk başta çekindi dokunmaya, tırmalamasından korktu.
Baktı ben seviyorum o da başladı sevmeye..
Sonra babasına dedi ki;
Baba biz de kedi alalım mı evimize?
Babası kem küm etti, olmaz kızım dedi.
Neden? dedi Ela.
Babaannen sevmiyor kızım dedi babası.
Ben babaannemi ikna ederim dedi Ela, ve böylece konu kapanmış oldu.

(Evde kedi beslemek isteyip, evdeki diğer aile bireyleri istemediği için sokaktaki kedileri severek gideren anne-kız)

Pazartesi günü annem ve babam gelecekmiş.. Beni bir heyecan aldı ki.. Annem resmen tüm köyü sırtlayıp getirecek. WhatsApp'ten yazıyor, ondan var mı kızım, bundan var mı kızım? 
Ben de diyorum ki;
Anne hiçbir şey istemiyorum babamla sen sağ salim gelin bana yeter..


Şimdiden mutlu haftasonları...

14 Aralık 2017

2018 Gelirken

2017'nin bitmesine sayılı günler kaldı.. Güle güle gitsin lakin giderken tüm kötülükleri alıp gitsin...
2018 gelirken, 2018den beklentilerimi yazacağım.. Bakalım kaçı gerçekleşecek, kaçı gerçekleşmeyecek :)

  • Ela'ya kardeş gelsin istiyorum.. Biraz zor bir karar oldu ama Ela artık neredeyse ağlama raddesine geldi. Kimin kardeşi varsa, ya da olacaksa açıyor muslukları. 😄 (Biraz da şefime inat olsun diye istiyorum yalan söylemeyeyim )
  • Yeni yerler görmek, tatile gitmek istiyorum. 
  • "Umursamaz" olmak istiyorum. İnsanlar çok yıprattı beni zira.
  • Evimde bazı değişiklikler yapmak istiyorum.
  • Daha çok kitap okumak istiyorum.Ayda 2 kitap okusam kafi.. 
  • Ela'ya yeni oda yapmak istiyorum. Odası var ama bazı eksiklikleri var. 
  • Her şeyden önemlisi, ailemle birlikte huzurlu bir yıl ve SAĞLIK istiyorum. Birinci madde olmadan önce, Doktorumdan bir telefon bekliyorum. 
  • He bir de beni başka bölüme versinler istiyorum. Bu bölüm çok yıprattı.
Benim isteklerim bu kadar. Fazla mı istedim bilmiyorum ama, gerçekleşen gerçekleşsin, gerçekleşmeyenin de canı sağolsun 😍

07 Aralık 2017

Öylesine

Uzun bir aradan sonra merhaba...
Neredeyse 1 ay olmuş uğramayalı. Aslında buralardayım ama kendi bloguma yazmıyordum.
Şeytanın bacağını kırma vaktim geldi de geçiyor gerçi.
Gelme sebebim, yine iç dökme duvarım..  Uzakta olmak hiç bu kadar oturmamıştı içime. Annem kendimi bildim bileli kalp hastası, anneannem ve teyzemi de kalp hastalığından dolayı kaybetmiştik, sağ olan teyzelerimin hepsi, annem de dahil kalp hastası. Genetik miras diyelim biz ona.
Annem 2009 yılında kalp yetmezliğinden dolayı kalp pili ameliyatı olmuştu; ufak bir stresle bile kalbi hemen tetikler, çarpıntısı nükseder ve hayattan kopar. Gözlerini açamaz. Ve annem şuan E.Üniversitesi Hastaneleri'nde tedavi görüyor. Ameliyat olma durumu var ama şimdilik belirsiz. Bu belirsizliğin içinde benim Kayseri'ye gidememem, annemin hastanede tek başına olması, babamın köy ve Kayseri arasında mekik dokuması ve hava şartlarının kötü olmasından dolayı içim çok huzursuz..

Öte yandan,  sanırsın abimle kardeş değil de düşmanız. Ağustos ayından beri abimle konuşmuyoruz, daha doğrusu Ela abimin zayıf noktası ve onun için yazıyor, whatsaptan görüntülü arıyor. Yoksa aramazdı sanırım.. En kötüsü de, abimin bu eve bir daha gelme demesi.. Babama dediğimde ise, ona ne sen benim biricik kızımsın ve bu ev senin babanın evi. Ne zaman istersen geleceksin dedi.. Ela için bana da katlanacak mecbur, yoksa çok sevdiği yeğenini de görmezdi.. Bunların tek sebebi ise, abimin ayrılmış olduğu sevgilisi....

İşlerim aşırı yoğun, stresten midem ağrıyor, deprasyona giriyorum sanırım bir de bipolar duygulanım bozukluğum zaman zaman nüksediyor. Ela'ya yeterince ilgi gösteremiyorum. Zaman zaman sebepsiz yere ağlıyorum. Sosyal medya da her şey -mış gibi değil mi? Ben de öyleyim işte.. -mış gibi yapıyorum. Mutluy-muş.. iyiy-miş.. Oun üstesinden gelmek için bana iyi gelen şeyleri yapıyorum. Mesela örgü örmek gibi.. O da olmayınca tüm sinirlerim bozuldu ve hevesim kaçtı.. Olmuyor, olmuyor, olmuyor...

İç karartıcı yazıları sevmiyorum aslında, ama yazmak rahatlatıyor.. Neyse ben gideyim de evrak yazayım..


30 Ekim 2017

Ben Döndüm!

Birkaç hafta önce blogu gizlemiştim ve bugün itibarıyla döndüm. Özlediniz mi beni? 😊 İşim için başka bir mail adresi açtım, Google adımı da değiştirdim de geldim.

Blogda olmadığım süre boyunca hayatımda bir değişiklik olmadı, her şey monoton. Klasik şikayetlenmelerime başlamayacağım. Hayatım koşuşturma içinde geçiyor. Ela, adını yazmayı öğrenmiş. Ve ben bunu haftalar sonra öğrenmiş bulunmaktayım. Neden? Çünkü; İşim o kadar yoğun ki, haftasonu da sınav görevleri olunca çocuğumu göremiyorum. Eve gelince oyun oynuyorum. Sonra yemek, bulaşık, Ela'nın uyku saati derken 3 saatlik zaman dilimi bitiyor.

He bir de, Anasınıfı öğrencilerine de ödev yüklemek nedir Allasen? Haftasonu1 sunum ödevi, 1 deney ödevi, 2 sayfa çizgi çalışması ve bi de pekiştirme ödevi vardı.
29 Ekim kutlamalarını da es geçmeyelim.
29 Ekim konusu tam bir hayal kırıklığıydı.. Neyse bu konu bende kalsın..
Tamam sorumluluk alsınlar da bu kadarı fazla... Çalışan anneleri de düşünmek lazım nihayetinde. Mesela ben, çocuğumla oyun oynamak isterken ödev stresi yaşamak istemiyorum.Bu konuyu da öğretmenle konuşacağım.
Neyse ne diyorduk? Döndüm ben😊

27 Eylül 2017

Öldüm, Ağlayanım Yok.

Son 2 aydır işlerim çok yoğun. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Hafta sonları da sınav görevim oluyor. Aha az önce Kerimeeee cumartesi görevlisin dendi. Yarın da Kayınbiraderimin nikahı var. 2 hafta sonra da düğün.
Ben daha kına gecesi için elbise alamadım. Ela ve babası tam ben eksiğim hala.

Ela bu sene Montessori grubuna gidiyor. Şikayet etmeye başladı hanımcım. Neymiş öğretmeni ona temizlik yaptırıyormuş :D Masa falan silip, materyal toplamaktan bahsediyor.

O kadar çok stresliyim ki 58 kilodan 52'ye düştüm. Ha bire midem ve başım ağrıyor. Aralık'a kadar bitmez benim işim. Sonra annem ameliyat olacak. Tek kızı benim. Anneme bakmak için Kayseri'ye gideceğim sonra. Hastanede refakatçi kalamam ama. Kan tutuyor beni. Kan görünce şıpp diye bayılıyorum çünkü. Halam kalır hastanede yanında.

Şube Müdürümle konuştum yanıma birini verin yetişemiyorum diye. Dudak okumak yeterince zorken, bu durum karşısında iyice zorlaştı. Uzun süre bilgisayara bakınca gözlerim bulanık görüyor, gözler bulanıkken dudak okumak neredeyse imkansız gibi. Kafamın içi o kadar dolu ki.. Bir çaresine bakacağını, şimdilik idare etmemi söyledi. Hal çaresi bulunana kadar ölmem inşallah.

O değil de, bu kız duymuyor yapamaz, ne yapabilir ki en fazla sertifika inceler diyen eski amirlerim bu halimi görse neler hisseder? Hayır kendimi övmek değil amacım, 7 yıllık memuriyet hayatımın 6 senesi hep küçümsenerek geçti çünkü. İlk amirim PDR mezunu idi. Bama moral vereceği yerde, sen duymuyorsun seni MEB o yüzden buraya gönderdi, işe yaramayacağını biliyorlar çünkü demişti.... ve şimdi ben şeflerimden iyi yapıyorum işimi, şeflerim bana soruyor bu nasıldı, şu nasıldı diye. Duyabilsem şef olurdum ama onu yapamam. Telefon açamıyorum çünkü..

Kulağım duymuyor olabilir ama bu sana beni küçümseme hakkı vermiyor sizlere... Yine çok doluyum, yine çok bitkinim, yine çok bezginim...

Neyse.. Hayat böyle...

Dopdulu kafayla, bozuk Türkçemle yazdım mazur görün..9 ayın son çarşambası da bitti :D